Yükleniyor...

MAHREMİYETİN DEĞİŞEN YÜZÜ: SOSYAL MEDYA

Günümüzde sosyal medyada varolmak artık görünmek var olmak ile neredeyse eş anlama geliyor. Sosyal medyada bireyler toplumlar üzerinde değişimlere neden oldu. Teknolojik gelişmeler kendi kültürleriyle birlikte insanların hayatlarına girdi. Sosyal medyada ortaya çıkmaya başlayan bazı akımlar bireylerin kendi kültürleriyle ters düşüyor olsa da kabul edildi ve uygulanmaya başlandı. Sosyal medyada mahremiyeti aşan paylaşımlar arkadaşlarını durumdan haberdar etmek arzusu ile ortaya çıkar. Zira sosyal medya her attığımız adımı duyurmaya yönelik bir sistem ile işler. İbadetler bile sosyal ağlar üzerinden canlı olarak yayınlanmaya başlar oldu diğer yandan mahremiyet kavramının sınırları en hassas olan inananlar için bile yeniden çiziliyor. Bu yuzden herkes hakkında her şeyi öğrenme arzumuz, herkesin hakkımızda her şeyi öğrenmesi talebini doğurdu. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in söylediği gibi “mahremiyet artık kural değil. İnsanlar sadece daha çok ve çeşitli bilgiyi paylaşmakla kalmıyor, daha çok insanla ve daha açık bir şekilde paylaşıyorlar ve bundan memnunlar.” Webster’s New World Dictionary’e giren “abartılı paylaşım” kavramı şahsi bilgileri ortaya sermek; kişinin bir blogda veya başka bir yayın organında özel hayatını teşhir etmesi; teşhire maruz kalan kişiden ısrarla onay beklemesi anlamını taşıyor. Mesele sadece ifşa ve teşhir değil, aynı zamanda başkalarının da onayını alma arzusuna dönüşüyor. Bu arzu sosyal medyada ne yaş, ne cinsiyet dinliyor. Descartes’in meşhur sözü olan “Düşünüyorum, öyleyse varım”, “Görülüyorum, öyleyse varım”a dönüşüyor.