Yükleniyor...

IŞIĞA DOĞRU

Göç edeli insan, insanlığından,
Zamanı kuşatır derin bir seyha.
Gölgeler ağlar beton hayattan,
Mürai insanlar anlamaz daha…

Ölçülmez zamanın sıcak şahidi,
Altında bozalı insan ki ahdi.

Anlarda ağlarsın bilirim güneş,
Halim gecedeki halinedir eş.

Halim gecedeki halinedir eş.
Çalınan ruhunda kalmamış erdem.

Söylenmedik söz ki; yoktur evrende,
Gelenin kaderi bir’e gidende.

Sözde ve özde bir olmalı gaye,
Toprağın karnında sunulur paye.

Saraycık, 1999

OĞUL…

İçimin aynası, hele bak oğul,
Alemin sırrına kanat tak oğul.
Yıldızlar yağarken yağmurla her an,
Güzelliğe meftun olup ak oğul.
Bir bilsen varlığın içime neşve.

FIRAT’LA AĞIT

Yazılmışken adına hasretlerin türküsü
Hicranımız bin yıllıkgönlün yetim ülküsü
Ruhuna kattığımız şanlı tarihimizi
Çağlayışın duyurur kesilmiş sesimizi

Kaderim ve emelim mısranda gizli Fırat
Senin aşkına yatıp düşleri yaptık ırgat

Kesmez Fırat hızını önüne çekilen set
Beyhude uğraş bitmez insana verilen dert

İhtiyacımız varken akışın hiç durmasın
Fırat ile bizlerin feryadı ufku sarsın

Tutamaz seni dağlar az gelir bize yollar
Varılacak noktada bizi erenler kollar

Korku ile ümidin giyip elbisesini
Yürümek ülkümüzün duyana dek sesini
Silkinmek rehavetten bedene katarak can
Hüzünlü gönüllerde aradım derde derman
Ah akışın sembolü yarım kalmış aşkımın
Yakar serzenişleri üşümüş martıların
Atlılar koşar çölden Fırat ‘ın yatağına
Visalde düşeriz biz muhabbetin ağına
Fırat ayrılıklarda en tılsımlı noktamız
Kifayetsizken sözler kırılmıştı sazımız

Elaziz, Mart, 1998

NENEMİN KONAĞI

Bu yaşadığım zaman sensiz yedinci nisan
Nenemin konağıdır zamandan bana kalan
Hatırlamamak için aziz hatırasını
Yedi nisan kilitli kalmıştı kapıları
Bir bilsen varlığın içime neşve.

Soluk renkli duygular sarmışken benliğimi
Bir zamansız diyarda anlatmıştım sevgimi
Yokluğunda ziyaret örtmez ihanetimi
Hatılatır sevgimi siyah beyaz bir resmi

Nenem kokulu konak yaşatırken maziyi
Yeniden göstermişti ötelerde esmeyi
Sessizce amin derken sesli dualarına
Kader sürgün etmişti beni gözyaşlarına

Su akar, çiçek açar gün defalarca doğar
Aşikar duyulur hem aminler hem dualar
Dualarda kutsal kitap söyler emanetini
"Can Oğulcan toprak ol" diyen vasiyetini

Ağın, 08.11.2001

SEVGİ-"M"

Bir seni severim nazenin gülüm,
Senden gyrısına kilitli gönlüm.
Takvimler dolusu hasrette ölüm,
İşte sevgim,böyle büküldü belim.

Güle olan sevgim iklim ötesi,
Yok yanımda dostun vefa gölgesi,
Ötelerden geldi bülbülün sesi,
Böyle ise sevgin ,böyledir sevgim.

Her gidişin dahi dönüşü olur,
Gönlün bir gönüle gülüşü olur,
Bu hasretimin de ölüşü olur,
Acı olur gurbet, kırılır belim.

Benim meselemdir;gölgemle yarış,
Deryayı aşmaya kalmışken karış,
İzin vermez nefsim,kendimle barış,
Gayrı ölümlüyü söylemez dilim.

Elaziz, Mart 1998

GÜLÜM

Gülüm sensiz zaman, ağıtlar yaktı
Ağaçlar ağladı, ay suya aktı
Hasret ki, sineme mahzunluk taktı

Gülüm sensiz zaman ağıtlar yaktı.
Gülüm senle zaman baharda yaşar
Tazelenir toprak sevdaya açar
Dile gelen kuşlar muştuyla coşar
Ölümsüz sevdamız sevdayı aşar.
Mekanlar ötesi yerimiz gülüm
Bir gülümsemedir gülüme ölüm
Kalemin mertliği tek olsun sözüm
Mecnunda yanarak köz olsun özüm
Gülüm senle akan günler an oldu.
Ayrılıkta anlar asırla doldu.
Bilene hüdaya giden tek yoldu.

09.08.1998

OKULUM

Okuluma ,öğretmen arkadaşlarıma ve öğrencilerime ithaf…
Misafir olmayan kim oldu sana,
Yenilmeyen sensin geçen zamana,
Gülşensin okulum hem de güzide,
Bir bilsen varlığın içime neşve.

Açılmamış gonca bütün çocuklar,
Yıl akar okulun gülleri açar,
Güller insanlığa ümidi saçar
Bir bilsen varlığın içime neşve.

Gıdası okulun çocuk sesleri,
Eli öpülesi öğretmenleri,
Tek vücut olmuşa nefesleri
Bilsin ki sözlerim içime neşve.

Ağın, 08.11.2001

SENLE GELEN

Tutsak kalmaktansa geceye,
Senden akarım güneşe ve heceye.
Arınırken rengini yitirmiş aşk sözcükleri,
Ardından yağmurla yağar içime,
Sensizlik ve sessizlik.
Gönül sabaha vuslatı çalar,
Derman, dermanı sohbette arar,
Duygular kalem olurda yazar,
Sevgiyi, sensizliğe…
Dert yanar kurumuş pınarlardan,
Kaçarken senden sessizliğe…
Gönül sensizliğin sessizliğine yanar,
Gözyaşları Ferhat ‘ı anar.
Süslü, bezeli bir gelin gibi sabah,
Mavi iklimli dünyama pencere,
Yürürken ıslak düşünceler yare,
Dost olur yağmur suyuna gönül,
Bir abdeste sığarken ömür.
Gayrı yol veririm,
Sensizliğe ve sessizliğe.
Düş’se de düşte beklerim,
Toprak olan ümitlerimin,
Gül yetiştirmesini isterim.

Dahası Gelecek...