Anasayfa
Özgeçmiş
Projeler
Makaleler
Ziyaretçi Defteri
Fotoğraflar
İletişim Formu
İletişim

Yazmak tarihe not düşmektir. Yazılan an’ı dondurup adeta fanusa koymaktır. Kaleme aldığım denemelerden bazıları...


OKULUM
Okuluma ,öğretmen arkadaşlarıma ve öğrencilerime ithaf…



Misafir olmayan kim oldu sana,

Yenilmeyen sensin geçen zamana,

Gülşensin okulum hem de güzide

Bir bilsen varlığın içime neşve.



Açılmamış gonca bütün çocuklar,

Yıl akar okulun gülleri açar,

Güller insanlığa ümidi saçar

Bir bilsen varlığın içime neşve.



Gıdası okulun çocuk sesleri,

Eli öpülesi öğretmenleri,

Tek vücut olmuşa nefesleri

Bilsin ki sözlerim içime neşve

08.11.2001

Cengiz Ergül

Ağın
 

FIRAT’LA AĞIT

Yazılmışken adına hasretlerin türküsü

Hicranımız bin yıllıkgönlün yetim ülküsü

Ruhuna kattığımız şanlı tarihimizi

Çağlayışın duyurur kesilmiş sesimizi



Kaderim ve emelim mısranda gizli Fırat

Senin aşkına yatıp düşleri yaptık ırgat



Kesmez Fırat hızını önüne çekilen set

Beyhude uğraş bitmez insana verilen dert



İhtiyacımız varken akışın hiç durmasın

Fırat ile bizlerin feryadı ufku sarsın



Tutamaz seni dağlar az gelir bize yollar

Varılacak noktada bizi erenler kollar



Korku ile ümidin giyip elbisesini

Yürümek ülkümüzün duyana dek sesini

Silkinmek rehavetten bedene katarak can

Hüzünlü gönüllerde aradım derde derman

Ah akışın sembolü yarım kalmış aşkımın

Yakar serzenişleri üşümüş martıların

Atlılar koşar çölden Fırat ‘ın yatağına

Visalde düşeriz biz muhabbetin ağına

Fırat ayrılıklarda en tılsımlı noktamız

Kifayetsizken sözler kırılmıştı sazımız
Mart 1998 Elaziz

 

GÜLÜM

Gülüm sensiz zaman, ağıtlar yaktı

Ağaçlar ağladı, ay suya aktı

Hasret ki, sineme mahzunluk taktı



Gülüm sensiz zaman ağıtlar yaktı.

Gülüm senle zaman baharda yaşar

Tazelenir toprak sevdaya açar

Dile gelen kuşlar muştuyla coşar

Ölümsüz sevdamız sevdayı aşar.

Mekanlar ötesi yerimiz gülüm

Bir gülümsemedir gülüme ölüm

Kalemin mertliği tek olsun sözüm

Mecnunda yanarak köz olsun özüm

Gülüm senle akan günler an oldu.

Ayrılıkta anlar asırla doldu.

Aşklar ki , mecnundan gelen koldu.

Bilene hüdaya giden tek yoldu.
Cengiz Ergül

09.08.1998

 

IŞIĞA DOĞRU

Göç edeli insan, insanlığından,

Zamanı kuşatır derin bir seyha.

Gölgeler ağlar beton hayattan,

Mürai insanlar anlamaz daha…



Ölçülmez zamanın sıcak şahidi,

Altında bozalı insan ki ahdi.



Anlarda ağlarsın bilirim güneş,

Halim gecedeki halinedir eş.



İnsan insanlığa meftunsa her dem,

Çalınan ruhunda kalmamış erdem.



Söylenmedik söz ki; yoktur evrende,

Gelenin kaderi bir’e gidende.



Sözde ve özde bir olmalı gaye,

Toprağın karnında sunulur paye.
Cengiz Ergül

Saraycık 1999
 

NENEMİN KONAĞI

Bu yaşadığım zaman sensiz yedinci nisan

Nenemin konağıdır zamandan bana kalan

Hatırlamamak için aziz hatırasını

Yedi nisan kilitli kalmıştı kapıları



Soluk renkli duygular sarmışken benliğimi

Bir zamansız diyarda anlatmıştım sevgimi

Yokluğunda ziyaret örtmez ihanetimi

Hatılatır sevgimi siyah beyaz bir resmi



Nenem kokulu konak yaşatırken maziyi

Yeniden göstermişti ötelerde esmeyi

Sessizce amin derken sesli dualarına

Kader sürgün etmişti beni gözyaşlarına



Su akar, çiçek açar gün defalarca doğar

Aşikar duyulur hem aminler hem dualar

Dualarda kutsal kitap söyler emanetini

‘’ Can Oğulcan toprak ol’’ diyen vasiyetini
 

OĞUL…

İçimin aynası, hele bak oğul,

Alemin sırrına kanat tak oğul.

Yıldızlar yağarken yağmurla her an,

Güzelliğe meftun olup ak oğul.
 

SENLE GELEN

Tutsak kalmaktansa geceye,

Senden akarım güneşe ve heceye.

Arınırken rengini yitirmiş aşk sözcükleri,

Ardından yağmurla yağar içime,

Sensizlik ve sessizlik.

Gönül sabaha vuslatı çalar,

Derman, dermanı sohbette arar,

Duygular kalem olurda yazar,

Sevgiyi, sensizliğe…

Dert yanar kurumuş pınarlardan,

Kaçarken senden sessizliğe…

Gönül sensizliğin sessizliğine yanar,

Gözyaşları Ferhat ‘ı anar.

Süslü, bezeli bir gelin gibi sabah,

Mavi iklimli dünyama pencere,

Yürürken ıslak düşünceler yare,

Dost olur yağmur suyuna gönül,

Bir abdeste sığarken ömür.

Gayrı yol veririm,

Sensizliğe ve sessizliğe.

Düş’se de düşte beklerim,

Toprak olan ümitlerimin,

Gül yetiştirmesini isterim.
 

SEVGİ-‘’M’’

Bir seni severim nazenin gülüm,

Senden gyrısına kilitli gönlüm.

Takvimler dolusu hasrette ölüm,

İşte sevgim,böyle büküldü belim.



Güle olan sevgim iklim ötesi,

Yok yanımda dostun vefa gölgesi,

Ötelerden geldi bülbülün sesi,

Böyle ise sevgin ,böyledir sevgim.



Her gidişin dahi dönüşü olur,

Gönlün bir gönüle gülüşü olur,

Bu hasretimin de ölüşü olur,

Acı olur gurbet, kırılır belim.



Benim meselemdir;gölgemle yarış,

Deryayı aşmaya kalmışken karış,

İzin vermez nefsim,kendimle barış,

Gayrı ölümlüyü söylemez dilim.

Cengiz Ergül

Mart 1998

Elaziz