Yazmak tarihe not düşmektir. Yazılan an’ı dondurup adeta fanusa koymaktır. Kaleme aldığım denemelerden bazıları...
OKULUM Okuluma ,öğretmen arkadaşlarıma ve öğrencilerime ithaf…
Misafir olmayan kim oldu sana, Yenilmeyen sensin geçen zamana, Gülşensin okulum hem de güzide Bir bilsen varlığın içime neşve. Açılmamış gonca bütün çocuklar, Yıl akar okulun gülleri açar, Güller insanlığa ümidi saçar Bir bilsen varlığın içime neşve. Gıdası okulun çocuk sesleri, Eli öpülesi öğretmenleri, Tek vücut olmuşa nefesleri Bilsin ki sözlerim içime neşve 08.11.2001 Cengiz Ergül Ağın
FIRAT’LA AĞIT Yazılmışken adına hasretlerin türküsü Hicranımız bin yıllıkgönlün yetim ülküsü Ruhuna kattığımız şanlı tarihimizi Çağlayışın duyurur kesilmiş sesimizi Kaderim ve emelim mısranda gizli Fırat Senin aşkına yatıp düşleri yaptık ırgat Kesmez Fırat hızını önüne çekilen set Beyhude uğraş bitmez insana verilen dert İhtiyacımız varken akışın hiç durmasın Fırat ile bizlerin feryadı ufku sarsın Tutamaz seni dağlar az gelir bize yollar Varılacak noktada bizi erenler kollar Korku ile ümidin giyip elbisesini Yürümek ülkümüzün duyana dek sesini Silkinmek rehavetten bedene katarak can Hüzünlü gönüllerde aradım derde derman Ah akışın sembolü yarım kalmış aşkımın Yakar serzenişleri üşümüş martıların Atlılar koşar çölden Fırat ‘ın yatağına Visalde düşeriz biz muhabbetin ağına Fırat ayrılıklarda en tılsımlı noktamız Kifayetsizken sözler kırılmıştı sazımız Mart 1998 Elaziz
GÜLÜM Gülüm sensiz zaman, ağıtlar yaktı Ağaçlar ağladı, ay suya aktı Hasret ki, sineme mahzunluk taktı Gülüm sensiz zaman ağıtlar yaktı. Gülüm senle zaman baharda yaşar Tazelenir toprak sevdaya açar Dile gelen kuşlar muştuyla coşar Ölümsüz sevdamız sevdayı aşar. Mekanlar ötesi yerimiz gülüm Bir gülümsemedir gülüme ölüm Kalemin mertliği tek olsun sözüm Mecnunda yanarak köz olsun özüm Gülüm senle akan günler an oldu. Ayrılıkta anlar asırla doldu. Aşklar ki , mecnundan gelen koldu. Bilene hüdaya giden tek yoldu. Cengiz Ergül 09.08.1998
IŞIĞA DOĞRU Göç edeli insan, insanlığından, Zamanı kuşatır derin bir seyha. Gölgeler ağlar beton hayattan, Mürai insanlar anlamaz daha… Ölçülmez zamanın sıcak şahidi, Altında bozalı insan ki ahdi. Anlarda ağlarsın bilirim güneş, Halim gecedeki halinedir eş. İnsan insanlığa meftunsa her dem, Çalınan ruhunda kalmamış erdem. Söylenmedik söz ki; yoktur evrende, Gelenin kaderi bir’e gidende. Sözde ve özde bir olmalı gaye, Toprağın karnında sunulur paye. Cengiz Ergül Saraycık 1999
NENEMİN KONAĞI Bu yaşadığım zaman sensiz yedinci nisan Nenemin konağıdır zamandan bana kalan Hatırlamamak için aziz hatırasını Yedi nisan kilitli kalmıştı kapıları Soluk renkli duygular sarmışken benliğimi Bir zamansız diyarda anlatmıştım sevgimi Yokluğunda ziyaret örtmez ihanetimi Hatılatır sevgimi siyah beyaz bir resmi Nenem kokulu konak yaşatırken maziyi Yeniden göstermişti ötelerde esmeyi Sessizce amin derken sesli dualarına Kader sürgün etmişti beni gözyaşlarına Su akar, çiçek açar gün defalarca doğar Aşikar duyulur hem aminler hem dualar Dualarda kutsal kitap söyler emanetini ‘’ Can Oğulcan toprak ol’’ diyen vasiyetini
OĞUL… İçimin aynası, hele bak oğul, Alemin sırrına kanat tak oğul. Yıldızlar yağarken yağmurla her an, Güzelliğe meftun olup ak oğul.
SENLE GELEN Tutsak kalmaktansa geceye, Senden akarım güneşe ve heceye. Arınırken rengini yitirmiş aşk sözcükleri, Ardından yağmurla yağar içime, Sensizlik ve sessizlik. Gönül sabaha vuslatı çalar, Derman, dermanı sohbette arar, Duygular kalem olurda yazar, Sevgiyi, sensizliğe… Dert yanar kurumuş pınarlardan, Kaçarken senden sessizliğe… Gönül sensizliğin sessizliğine yanar, Gözyaşları Ferhat ‘ı anar. Süslü, bezeli bir gelin gibi sabah, Mavi iklimli dünyama pencere, Yürürken ıslak düşünceler yare, Dost olur yağmur suyuna gönül, Bir abdeste sığarken ömür. Gayrı yol veririm, Sensizliğe ve sessizliğe. Düş’se de düşte beklerim, Toprak olan ümitlerimin, Gül yetiştirmesini isterim.
SEVGİ-‘’M’’ Bir seni severim nazenin gülüm, Senden gyrısına kilitli gönlüm. Takvimler dolusu hasrette ölüm, İşte sevgim,böyle büküldü belim. Güle olan sevgim iklim ötesi, Yok yanımda dostun vefa gölgesi, Ötelerden geldi bülbülün sesi, Böyle ise sevgin ,böyledir sevgim. Her gidişin dahi dönüşü olur, Gönlün bir gönüle gülüşü olur, Bu hasretimin de ölüşü olur, Acı olur gurbet, kırılır belim. Benim meselemdir;gölgemle yarış, Deryayı aşmaya kalmışken karış, İzin vermez nefsim,kendimle barış, Gayrı ölümlüyü söylemez dilim. Cengiz Ergül Mart 1998 Elaziz