Çocuklarımız
bu aziz ülkenin geleceğidir. Onların pırlanta olduklarını pek çok
mecliste dile getiririz. Ancak ham pırlantanın bir işe yaramadığı, onun
yontulması gerektiği ve bu sürecin sonunda milletine faydalı bir
mücevher haline geleceği düşüncesi ise su götürmez bir gerçektir.
İnsanımız
eğitim sisteminin istediği ‘öğrenci tipinin’ oluşmasında okulu tek etken
olarak görmekle büyük yanılgı içerisindedir. Okulun öğrenciye pedagojik
etkisinin %10’ larda olduğu söylenmektedir.
Öğrenci asıl
eğitimini ailede almaktadır. Başarı için okul ve ailenin eşgüdüm
içerisinde olması bir zorunluluktur. Eğitim kurumlarımız bu noktada
sorumluluk üstlenmeli, ‘Veli Eğitimi’ ile ilgili ayakları yere basan
sağlam projeleri hayata geçirmelidir.
Houston’da
bir ilköğretim okulunun, ödevlerini yapmayan 48 öğrenci velisini
mahkemeye vermesi ve mahkemenin bu velileri, öğrencilerin ders çalışması
için gerekli koşulları sağlayamadıkları için 185’er dolar cezaya
çarptırması uç bir örnek olsa da bize farklı bir bakış açısı
kazandıracaktır.
Doğudan daha
çok doğulu, batıdan daha çok batılı olan Japonların bugün geleneksel
kültürlerini koruma noktasında eğitim sistemlerinin önemi yadsınamaz.
Japonların eğitim sistemlerinde veli eğitimi son derece önemli bir yere
sahip olup, okula gelmeyen öğrenci velisinin o gün okula gelmesi,
öğrencinin sırasında oturması, dersi dinlemesi, gibi ilginç uygulamalara
dahi rastlanmaktadır.
Örneklerin
uç örnekler olduğunu tekrar belirtmek isterim. Dikkat çekmek isteğim
nokta; okullarımızın ‘olmayan’ çevre politikalarının oluşturulması ve
çevre politikasında en büyük hedefin de veli eğitimi olmasıdır.
Her
düzeydeki eğitim kurumlarında veli eğitimlerine önem verilmelidir. Bu
konunun en azından tartışılmaya değer olduğuna inanılmalıdır.
Mevcut
durumda; sınıf öğretmeni veya şube rehber öğretmeni, ilgili mevzuat
gereğince, 180 eğitim işgününde öğrenci velisi ile en fazla dört defa
bir araya gelmektedir. Bu görüşmelerin sağlıklı bir ortamda
gerçekleştiği de söylenemez. Bu konuda ülkemizde yapılmış bilimsel
çalışmaların ve geribildirim alınması noktasında anketlerin azlığı da
göz önüne alındığında, hemen her aileyi doğrudan ilgilendiren bu konuda,
bir kamuoyu oluşması için stratejilerin belirlenmesi bir zorunluluk
olarak ortaya çıkmaktadır.
Elbette bilinçli
velilerimiz var, onları bu satırlardan selamlıyorum. Ancak çocuğunun
okuduğu sınıfı bilmeyen, çocuğuna kahvaltı sofrası hazırlamayan
velilerimizin olduğunu da üzülerek belirtmek zorundayım.
Son
nokta:
Zamanımızın en önemli kavramlarından biri fitirolojidir. Biz bugünün
verilerini kullanarak geleceği inşa etmeliyiz. Okullarımız elbette
çevreden etkilenir, ama okulun misyonu çevreyi etkilemek olmalıdır.
Mükemmele ulaşmak için konuları tartışmalı, değerlendirmeler
yapmalıyız. Sahi ne dersiniz?